Advertisement
  • sevgili işlerinin boş ve yalan dolan olması

    12.
    bir çeşit inkar. ki bunun en naçar savunma mekanizması olduğunu söyleyen psikolog sayısı az değil. çok da değil. ama az değil yani.

    peki. başarız olduğumuz işlerin gereksiz. anlayamadığımız fikirlerin yanlış. sahip olamadığımız herhangi şeyin boş ve yalan dolan olduğu konusuna kendimizi ikna edersek. sonuç ne olur. kendi yalanına inanan herhangi insandan farkımız kalmaz. kara cahile dönüşürüz.

    insan. egosunu bir kenara bırakarak. ben bu işte başarısızım. belki de başka biri denese beklenen faydaya ulaşabilecekti diyebilmeli. neden mi. daha adam akıllı bir dünya. ya da yaşam alanı için. daha az cinayet. daha az tecavüz. daha az iğrenç suçlar için. lütfen. inkar etmeyin. kabullenin. kabullenemiyorsanız bile. asgari saygı gösterin.
    1 ... samt el sout
  • rte yi ölümüne savunan korkunç kadın

    24.
    tam olarak düşünemeyen insanlar üzerinden bir fikrin doğruluğunu ya da yanlışlığını kanıtlama çabası. hevesi. ya da telaşı işte ne bileyim. acınası olmaya başlamadı mı sahi.

    insan bir fikri temsil etmez. insan ancak kendini temsil edebilir. fikri algılayabildiği ölçüde. özümseyebildiği miktarda dışa vurabilir. meğer ki kişi bunda başarısızsa. bu durumda fikre atfedilebilecek paye nedir. hiçe yakın. ama varlıktan uzak.

    savunulan ne olursa olsun. karşısında durulan da hakeza. ne olursa olsun. bunu biraz daha soyut düzleme yayabilmek gerekirken. olumsuz ya da hatalı örnekler üzerine yoğunlaşan bir fikri münasebet. sahiden de en hafif tabiri ile üzüntüye muhtaç.
    -1 ... samt el sout
  • yazarların hayalindeki eşleri

    84.
    seçilemeyecek şeyler üzerine hayal kurmak ancak budalaların yapabileceği bir şeydir. bunu ben söylesem yine iyi. dostoyevski söylüyor. hem de tahmin edin hangi kitabında. budala. kaldı ki. o kitap çıkış noktası olsa. çok az insan budala değildir diyebiliriz.

    yine de ölmek ya da doğmak. ve bunların şekilleri üzerine hayal kurmak. ancak ahmaklara mahsustur.

    geçiniz.

    sıradaki saçmalık. bekleniyor.
    1 ... samt el sout
  • anın görüntüsü

    38513.
    jilet abimiz. kahvenin ne olduğunu bilmezdi ama çayı demli içerdi.

    anın görüntüsü
    1 ... samt el sout
  • herkes fakirse neden avmler dolu

    40.
    ellilerin başlarından beri uygulanagelen basit bir politika sonucu. hem ekonomik hem de akli olarak orta sınıf olarak nitelendirilen insanlardaki farkındalığı azaltma metodu. böylece insanlar ihtiyaçlarının sıralanmasının değiştiğinin farkına varamayacak hale gelir. öte yandan bütün bunlar için zamanlarını harcadıklarını da fark edemeden yok olup giderler.
    1 -2 ... samt el sout
  • anın görüntüsü

    38458.
    anın görüntüsü

    yine çok önemli şeyler hayal ediyorum.
    10 -3 ... samt el sout
  • tayyip erdoğan ın yarattığı yeni nesil

    6.
    daha ziyade aslında var olan gerçekliğin ortaya çıkması durumu. tıpkı insanın bir noktada kendini tanıma fırsatı yahut içerisindeki özü dışarı yansıtma fırsatı bulabilmesi gibi. toplum da bir şekilde kendini ifade edebilme alanı buldu. sonuç. birçokları tarafından beklendiği gibi. ne kadar da ney olduğumuz ayan beyan döküldü ortaya.
    3 ... samt el sout
  • sözlük yazarlarının itirafları

    170842.
    anlamsızlığını başlığından alan bir blogum var. hiçbir şey tam değil. biraz. ve bu eksikliklerin ne olduğu belli değil. şey.

    eğitim sistemine olan inancımı daha ilk okuldayken kaybettim ben. bir geometri dersinde sevgili öğretmen kardeş önce noktayı filan anlattı. bakın bu nokta aslında sonsuz bir şeydir ancak biz bunu şu işaretle imgeleştirme yoluna gideriz dedi. sınıf arkadaşım olan simgeye baktım. o da bir şey anlamamıştı. sonra ezgiye baktım. ona da aşıktım galiba. konu nokta olsa bile ezgiye bir bakardım işte. neyse. dersler ilerledi. biz ışın diye bir şeye geldik. tabii geçen zaman içinde sonsuzluk üzerine düşünüp pek de imgelendirme metoduna uygun olmadığını düşünüyordum kendimce. sonra ışını anlatmaya başladı hoca. başladığı nokta belirlidir ama bir ucu sonsuza gider filan diyor. el kaldırdım. söz hakkı aldım. hocam dedim sonsuzluğu başlangıç noktası olarak kabul etmek size nasıl hissettiriyor dedim. sen ne demek istiyorsun sayın öğrencim dedi. ben kolejde okudum da biraz. hem de burslu öğrenciydim. var olan formülleri en hızlı şekilde öğrenip sınavlarda derece yapıyordum. derece dediğim de birincilik. ama kantinde hep sonunculuktur bu bursluluk. çocuğunuz olursa burslu okutmayın derim. burslu çocuklar çikolatayı sevmez bakın. araştırın. bizim paramız kolej kantininde geçmezdi işte. ya da yetmezdi. ayakkabı olaylarına hiç girmiyorum zaten. ben ilk kez adidas ayakkabı aldığımda nasıl hissettiğimi anlatamam size. sonuç olarak ışından haberi olmayan eğitimciler yetiştiren fakülteler ile biz daha çok burslu oluruz. dünya kolejdir. piyasa da kolej kantini. bizim paramız o kantinde geçmez abiler.

    bu aralar yine insanın kendine fazla yakın olduğunu düşünmeye başladım. insan kendini fark etmek için kendine fazla yakın. kendi büyük resmini göremiyor. gereği kadar objektif bir tutum takınamıyor kendine karşı. belki de kaçınılmazlığın kapsama alanına girer bu da. bilinmez. ama her şeye rağmen. herkes ederi kadar ağalar.

    ne vakit uzunca bir yolda yürüsem aklıma hep edip cansever gelir. ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç diye mırıldanırım. bir sigara yakarım. belki de bu sebeptendir yürürken sigara içmeye karşı saplantılı bir tutum sahibiyim. bu arada tomrisi her zaman edibin hak ettiğine inanırım. ancak her zaman hak ettiklerimize sahip olamıyoruz o ayrı.

    son olarak da rahatsızlıklarım her gün artıyor. her an artıyor. her baktığım yerde yeni rahatsız edici şeyler görebiliyorum. her ne kadar evrime karşı en istikrarlı tutum sahibi organ göz olsa da bence hiçbir şeyin ölçütü olamaz bu görme işi. hiçbir şey demek de fazla genel oldu. bazı şeylerin ölçütü olamaz. bazı şeyler de anlamsız oldu. sanırım bir iddiada bulunacaksak listeleme yapmak en iyisi.

    bu arada belirsizliği severim. yani belirliliğe göre daha çok diyebilirim. sevginin izafiliğine inanırım. bu sebeple bir şeyi tek başına derecelendirmeyi zor görüyorum. ancak karşıma birden çok seçenek çıktığı zaman hangisini tercih edeceğim konusunda tereddüt yaşamam. yine de bütün ihtimallerin karşıma çıkmasından yanayım. yancı olmayı hiç sevmem. hatta oyuncu olmak da değil asıl hedefim. her zaman oyunun sahibi ya da en azından o oyunun mucidi filan olmalıyım. yoksa oyalanmış gibi hissederim. hislerime değer veririm. ancak değer verdiğim şeylere karşı bir şey hissetmek zorunda da değilim. gittikçe anlamsızlaşmaya başladım sanırım. yaşasın diyalektik materyalizm.
    2 -1 ... samt el sout
  • andımız meselesinin boş gündem olması

    5.
    boş şeylerin gündem olmasının gündemi oluşturanların boşluğuna dalalet olması.
    -1 ... samt el sout
  • o ses türkiye izleyen net gerizekalıdır

    12.
    bazı şeyleri tespit etmek gereksiz. yağmur sıvıdır demek gibi. öte yandan gereksiz tespitleri tespit etmek ise elzem. tıpkı burada görülebileceği gibi.
    1 -1 ... samt el sout
  • bakirliğimi satıyorum teklifler gelsin

    7.
    insanın elinde bekaretinden başka bir şey olmaması ne acı. bilmem kaç yaşına gelmiş zaten hali hazırda var olan bedenin üzerine hiçbir şey katamamış insan hezeyanı olan başlık. üç milimlik zardan medet umma gafletine kadar düşmüş canlı feryadı. üzüntüden acıya doğru bir yolculuk olsa. kesin uğranacak duraklardan biri de burası olur.

    öte taraftan. serbest piyasa. keynes. arz talep. belki de talep olmasa böyle bir arz hiç var olmayacak. kesin olan tek şey ise. sosyolojik kodumuzda garip bir ahlaksızlığın varlığı.
    5 -1 ... samt el sout
  • sözlük yazarlarının itirafları

    170788.
    bir gece yürüyorum. ama ne yürüme. zihnim geriye adımlıyor. beden ileri. ruh desen olduğu yere yığılmaya meyilli. sesler yankılanıyor iki kulağın arasında. bir teker sesi ne kadar süre yankılanabilir desem. aklınıza gelenden çok daha fazla süre. ben yürüyorsam işte bu şekilde. sesler koşuyor belki. ışık hızına yükselen ses hise dönüşüyor. ama sevilecek türden bir his sanmayın. sevmek bu kadar zorken hem de. rüzgar burna getirse mesela biraz da olsa hanımeli kokusu. belki daha kolay olabilirdi. ancak yürüdüğüm yolda hiç hanımeli yoktu. üç gece önce kokladığım fesleğenin hatırasından medet umuyorum. işe yarar mı sandınız. kokudan daha uçucu bir şey aslında. hatıra dedikleri. kokunun hatırası işte. uçuculuğun karesi. küpü. bilmem kaçıncı kuvveti.

    bir gece yürüyorum. önüme herhangi köşe çıksa da dönsem artık diyebileceğim raddeye gelene kadar. düz bir yolda yürüdüğümü bile fark edemeyecek şekilde. ışık çıksa da dursam. cisim çıksa da yönümü değiştirsem. yok. ki ne yok. simsiyah bir boşlukta. adımlarımı hissetmesem. yürüdüğüme inanmayacağım kadar karanlık.

    bir gece. yürümek iyi gelir umuduyla kendimi bilmediğim bir sokağa kadar sürüklüyorum. tam orada. artık bildiğim bir sokağa dönüşen yerde. attığım bütün adımlara aynı ehemmiyeti gösteriyor muyum diye hayıflanıyorum. fazla abartıyorum diyerek olayı kapatmaya çalışsam da. nafile biliyorum. akla kuruldu mu bir kere ehemmiyetsizlik. gaflete düşerse zihin. önemsememek konusunda. uğraş ki kurtulasın. acaba bu önemsememe hali önemsenmemeye dönüşür mü diye. ya herkes. fazla abarttığını düşünerek. öneme karşı mesafeli bir tutum takınırsa. kim kimi. kim neyi. ne zaman. ve nerede. hem de ne şekilde önemserdi sonra.

    bir gece. tanımadığım her adımla tanışmaya heves ederek. yürüyorum. gariptir. aynı bacaklar marifetiyle oluşan adımlar. birbirine hiç de tanıdık gelmiyor. yüzlerce adımla karşılaşıyorum. her birine katık edilmiş binlerce duygu sarıyor etrafı. biraz ağır geliyor. sanki yeterince yokmuşçasına yenilerini eklemek hayatıma. şuracıkta bıraksam ne olur sanki. tanışıklık yokluğundan ölürüz belki de. kim bilir.

    bir gece. aslında hemen her gece. yürümek. aslında hemen her yerde. koku. ses. his. aslında birbiriyle iç içe. sadece. bunu kabullenebilmek. biraz cesaret gerektirmekte.
    2 -1 ... samt el sout
  • beni ne doktor mühendisler istedi diyen kız

    24.
    insan kendini, kendine yönelen talepler doğrultusunda değerlendiriyorsa eğer. kendi benliğine olan saygısı kendiliğinden yok olur. sonuç. ümitsiz yarınlar. çarpık sosyolojik kodlar. yüksek enflasyon. dışa bağımlılık.
    2 -1 ... samt el sout
  • beni aldatırsan intihar ederim

    4.
    kendi hayatını ancak başkasının sadakati ölçüsünde değerlendirebilen insan beyanı.

    aldatmak zihinde başlar. ki bu sebeple bütün kişisel var oluşun ortaya konduğu bir cümlenin bu denli eksik oluşu. üzücü ile acıklı olmak arasında bir yerlerde.

    doğrusu beni aldattığını öğrenirsem olmalı. ki bu defa da kişinin niyetinde ve cümlenin nesnesindeki eylem değişmiş oluyor. aldatmaktan bu aldatmanın öğrenilmesine dönüşüyor.

    aslında eylemler değiller belki de insanı canından bezdiren. bu eylemlerin öğrenilmesi. bu sebeple de fazla haberleşmemeli insanoğlu. bazı şeyler olmalı. ve olduğu gibi kalmalı.
    -1 ... samt el sout
  • sözlük yazarlarının itirafları

    170757.
    iki şeyi çok gerekli buluyorum. gülümsemek ve söğüt. ağaç olandan açıyorum bahsi. gülümserken bir söğüdün altında. ya da uzaktan belirmeye başladığında dalları. yayılan tebessüm var ya surata. ruha dek nüfuz eden. içten bir ferahlık. bundan bahsediyorum.

    iki şeyi de inanılmaz gereksiz buluyorum. zorunda hissetmek. ve plastik. ancak ben gereksiz bulunca bunlar yok olmadığından. hatta gereksiz bulduğum şeyleri hayatımdan çıkaramadığımdan. gereksiz bulduğum şeyler ile birlikte yaşamak zorunda hissediyorum. bu his de plastik gibi. asla çözünmüyor insanın dimağında.

    iki şeyi de ilginç buluyorum. keskinlik. ve kendinden eminlik. her ne kadar özgüven dedikleri şey içerisinde bir miktar keskinlik barındırıyor olsa da. aralarında keskin ayrımlar olduğuna inanıyorum. işte keskinlik ile diğer şeylerin birbirinden keskin şekilde ayrılması filan. bu tip şeyleri daha da ilginç buluyorum.

    iki şeyi de seviyor gibiyim. tam emin olamıyorum sevmek konusunda dahi. herhangi duygu kendini apaçık belli etse de bünyede. sevginin yankılanması ruhta. bir miktar belirsiz. sevgi. biraz sarıp sarmalanmış gibi. diğer duygular tarafından korunuyor belki. yahut ortaya çıksa hepsini yok edeceğinden. mini rekabet sonucu. diğerleri tarafından engelleniyor gibi. sahiden de. sevginin tamamen var olduğu zamanlarda. başka neyin esamesi okunur. insan bu defa da onu sıfatlar ile niteleme. zarflar ile yayma telaşına düşer de. başkaca şeyler yok oluverir.

    iki şeyi işte. aslında sevsem severim gibi. ama şimdi ne gerek var. diğer bütün duygulara ihanet etmeye. onları ikinci plana itmeye. görmezden gelmeye. hakir görmeye. ben daha önce bir şey hissetmemişim budalalığına kapılmaya. değil mi. ki bunlar da ne yazık ki. sevdikten sonra öğrenilebilecek şeyler. bir sevmek. bin hissedişin katili.

    iki şeyden biri işte. iki. yoksa neden onlarca sıralamayayım şuracaktı. gerekli. gereksiz. ya da ilginç şeyleri. seviyor gibi olsan bile işte. meyledersin sürekli. sevme ihtimalin olan şeye. takılı kalır zihin en başta. daha neler ki neler. üç dörtlük parçalar icra ederken mesela. neden iki dörtlük hatta iki ikilik değil ki diye üzülecek kadar. sevmeye teşebbüs üzülmektir işte. bir şekilde.

    iki şeyden ikincisi. hareket alanı. zihin için olan tabii. yoksa bana ne ki.
    2 -1 ... samt el sout
  • sözlük yazarlarının itirafları

    170645.
    bakkala giriyorum mesela. nasılsın muzaffer abi diyorum. iyiyiz be müdür nasıl olalım bakkalız işte diyor. sen nasılsın diyor. buna da şükür muzaffer abi diyorum. ne yapıyorsun diyor. işler güçler. bu aralar ekonomistim muzaffer abi. finansörüm. hatta global ticaretin merkeziyim. dün de anayasa profesörüydüm işte. ondan önce de oyun bozmakla meşguldüm. yarın da ne olacağımıza paşamız karar verir diyorum. olum sürekli böyle cümleler kurma bak alacaklar seni de içeri diyor. abi dışarıda gibi hissediyor musun gerçekten. sen hayırdır diyorum. iki yumurta bir ekmek bir de sigara versene. ve özledim muzaffer abi. ne diyon lan yine uyumadın mı sen diyor. yok abi ne uyuması gece mesaiye kaldım. sabaha kadar dolar euro paritesini takip ettim ve anladım ki bir tek bizim mahallede yükselmiyormuş dolar. olum senin doların mı var sanki ne uğraşıyon böyle şeylerle. al şu yumurtaları güzelce kır ye. sonra da uyu hadi biraz. abicim ayakta uyumak alışkanlık yaptı da biraz kusura bakma ağzımdan küfür müfür çıkarsa diyorum. lan ne kusuru canın çok küfretmek istiyorsa akşam bir masa kuralım diyor. yok be abi ona da zamcık gelmiş diyorum. zamcığın geldiğini unutalım da ondan sonra içelim ağzımızın tadı kaçmasın. iyi tamam sen bilirsin ama bak ben ciddiyim ha. hatunu da annesine gönderdim kafam rahat. gel istersen akşama bize takılırız diyor. yok be abi akşamları evden çıkmaya korkuyorum ben diyorum. oğlum bak senin sonun iyi değil ha diyor. muzaffer abi seni çok severim o yüzden sana bir sır vereyim mi diyorum. senin de sırlarından bıktık ama söyle bakalım diyor. hepimizin sonu ölüm be abi. iyi ya da kötü değil. öleceğiz. lan siktir git de uyu hadi.

    bunları söylerken ben de çıkıyordum zaten. iki günde bir buna benzer sohbetler yapıyorum. bakkalla. manavla. kasapla yapamıyorum ama. çok pahalı orası. selam verip geçiyorum kapısından. param da var aslında ama pahalı olduğunu düşündüğüm için kasaba girmiyorum. hatta yaz geldiğinde mesela. cebimde dondurma satın alacak on liram olsa bile max alırım ben. magnum satın alamam. bana hep pahalı gelir magnum. ulaşılamazlığın sembolüdür adeta. elinde magnum gördüğüm insana imrenirim. yani ne bileyim bakan çocuğu filan olmalı bu magnum yiyenler diye düşünürüm. sokakta yürürken magnum kutusu görsem. alır çöpe atarım önce. sonra da sokağın başına döner sokaktan bir daha geçerim. magnum yiyen birisi bu sokaktan nasıl geçmiştir acaba diye düşünerek. magnum abi magnum.

    neyse konumuza gelelim. yokluğa bir şey anlatamamak daha kolay bence. en azından normal geliyor bu anlatamama işi. içinden diyorsun ki lan başkası da olsa bu yokluğa hiçbir bok anlatamaz. ben de anlatamıyorum yani ne var bunda. biraz ferahlıyor için. su serpiliyor. israf etmeden serpiliyor ama bu su. damlatma tekniği gibi. kurutup da öldürmüyor ama suya da doymuyorsun. bir yandan hak da veriyorum bu tekniğe. sanki suya bir tek benim ihtiyacım varmış gibi üzerime boca da edilmesin zaten. su önemli abi. adam gibi kullanılsın. öte yandan sudan bile istediğim kadar yararlanamayacak isem ne bok yemeye hayattayım lan ben diye de düşünmüyor değilim. zaten bunlar ancak düşünülebilir şeyler. düşündüğün halde yaşayamayacağın acayip çok şey var. hayal simülasyonu da bulunsun artık yani. onu da mı ben bulayım. düşündüğüm şeyi yaşatsın bana. rüyadan daha gerçek ama gerçekten daha az gerçek olsun. yani böyle ara bir şeyler. adı da araf olsun.

    geçenlerde afrika turuna çıktım. demokratik kongodan demokratik orta afrika cumhuriyetine gidiyorum. uçak bileti bulamadım. daha doğrusu aramadım. yola baka baka gideyim diye. temel sebebim bu olmasına rağmen gece seferi için demokrasi turizmden bir otobüs bileti aldım. uyurum diye. bu uyuma arzusu da bütün sebeplerin önüne geçiyor zaten. neyse. otobüse atladım. sırt çantamı yan koltuğa koydum. bir an önce uyumaya çalışıyorum ki yarın sabah demokratik orta afrika cumhuriyetini rahat rahat gezeyim. gözümü kapatıyorum. ışık yanıyor tekrar açıyorum. gözümü kapatıyorum. anons yapılıyor tekrar açıyorum. işte efendim demokrasi turizmin sayın yolcuları cart curt. en son muavini çağırdım. başgan şu ışıkları kapat allahını seversen demokrasi gözümü alıyor dedim. tamam benim abim hemen gapattırıyom dedi. oha la dedim sen de mi yozgatlısın. evet abi babam zamanında buraya göçmüş dedi. la dedim tam yozgatlısın ha. göç etmiş desene olum öylesi daha havalı. abi ne havası gözünü seveyim demokratik kongo doğma büyüme dedi. tamam la tamam şu ışığı kapat da uyuyak dedim. arkasını dönmüş giderken. içimden de gözümüze soktuklarına göre bunların demokrasisinde kesin bir pislik vardır diye düşünüyordum. bir de muavin otobüsten indiğimde abi rüyanda afrikada demokrasi var diye slogan atıyordun dedi. iliklerime kadar işledi demokrasi. demokrasi. demokrasi.

    geçenlerde yine. arkadaşın biri geldi. kanka dedi sen bilirsin. tarih boyunca toprağı ilk gelen kapar diye bir kural mı vardı dedi. yok la tarihte ne kuralı dedim. önceden kural yokmuş. ya işte herhangi bir hukuk sisteminde toprak sahibi olurken önce gelen toprağın sahibi olur diye bir kural var mı dedi. hukuk sisteminden ne anlıyon kardeş sen dedim. bana boş yapma lan cevap versene dedi. o zaman var kanka dedim. yani o toprağı ilk keşfeden oranın sahibi mi oluyor dedi. kardeş keşfedilen bir yerde hukuk sistemi de olmaz önce insan sonra hukuk dedim. ya hukuk sistemi var olan bir ülkenin insanları o toprağı keşfediyor ise. bak şimdi olay temel sahibi olmaya başladı. benim bildiğim kadarıyla önceden böyle bir kural varmış. mesela denizde gidiyon. bir ada keşfettin bayrağı diktin mi ora senin oluyor. ama sonradan kıta sahanlığı filan ortaya çıkmış. bazı bölgeler uluslararası su kabul edilmiş. işler değişmiş. peki şu anda herhangi bir devlete tabii olmayan kara parçası var mı diye sordu bu defa da. olabilir bence. yani okyanuslarda filan bağımsız bölgelerde çok küçük adalar. tamam yarın devleti kuralım o zaman. ben şimdi google earthden bakıp o adalardan birini seçeyim dedi. bu arada özel mülkiyete tabii adalar da var diyordum ki. arkadaşım google earthü açmış. bize ada beğeniyordu. dayanamadım dedim ki kanka devleti kurunca beni yök yapar mısın. yaparız la sıkıntı yok ama ilk üç yıl öğrenci garantisi veremem dedi. olsun tamam ben zaten sansasyon fakültesi açıp bahçesinde de karpuz yetiştirmeyi düşünüyorum. domates momates de ekeriz la dedi. harbiden lan gül gibi geçinir gideriz dedim. azıcık kenara kay da birlikte bakalım hadi.
    5 -1 ... samt el sout
  • aşk acısını unutmak için yapılması gerekenler

    46.
    bol bol su için. ya da okuyabildiğiniz kadar kitap okuyun. o acı asla geçmeyecek. en azından su ile sağlıklı bir bünye kitap ile de sağlıklı bir muhakeme.
    7 -1 ... samt el sout
  • doların yükselmesi abd nin zararınadır

    5.
    herhangi para biriminin yükselmesinin, bütün ihtiyaçlar açısından arz talep grafiğini doğrudan etkileyeceğini söylemek yeni bir tez konusu olabilir. bu doğrultuda yapılacak şey ciddi okumalar yaparak öncelikle makro sonra da mikro düzeydeki ekonomiyi az çok bilmek olmalı.

    ekonomi matematiğin biraz daha ötesinde politikaya daha yakın bir bilim olması hasebiyle ucundan da politika bilmek fena olmaz.

    ayrıca doların doğma, büyüme ve gelişme aşamalarını doğru analiz ederek neler ile doğrudan ya da dolaylı etkileşim içerisinde olduğunu söyleyebilmek daha olası.

    bilimdeki en basit kurallardan birkaçı sadece bunlar. daha başarılı yahut en azından yüzeysel olmayan savlar için bunları sırasıyla takip ediniz.

    başarılar.
    3 -1 ... samt el sout
  • nefret edilen insan tipi

    105.
    uzun yıllar boyunca acımak ve nefret etmek duygularından sıyrılma gayretinde olan bir bünye için dahi var olmaya devam eden insan modeli.

    düşünemeyen. her nasılsa bunu fark edip. düşünmekten bir fayda elde edemeyeceğini anlayarak bundan vazgeçen insandır.

    buradan üç özellik kendiliğinden çıkıyor zaten.

    birincisi düşünemeyen.

    ikincisi rastlantısal fark edişlere muhtaç olan.

    üçüncüsü faydacı.

    benden ve toplumdan uzak. kutuplara ve okyanus derinliklerine yakın lütfen.
    -1 ... samt el sout
  • şu an özledim diye mesaj gelse

    74.
    tam zamanında özlemek diye bir şey olamayacağından ya geç ya da erkene tekabül edecek mesaj.

    özlenmek konusunda ise ümitli olmamak gerek. birçok duygunun artığından yapılan türlüdür özlem. ki türlüyü seven olur sevmeyen. öte yandan ocağın ayarı asla tutmaz. dibi yanar. az pişer. er ya da geç meselesi işte.

    bunların da dışında. özlemi ciddiye alan bünye için bunun mesajla ifade gayreti komiktir. ciddiye almayan içinse herhangi şekilde ifadesi trajik. özlemin de var oluş sancısı budur işte. trajikomiklik.
    1 -1 ... samt el sout
  • yeni şeyler getiriyorum